|
ÜÇLÜ – DÖRTLÜ TARAMA TESTLERİ ÜÇLÜ TARAMA TESTİ Üçlü test; gebeliğin 16-20 haftaları arasında anne kanından alınan örnekte b-HCG, alfa feto protein (AFP), ve estriol (E3) denilen üç biyokimyasal maddenin ölçümü ile yapılır. Bu ölçümler gebelik haftasına göre annenin yaşı, vücut ağırlığı, ırkı, annede diyabet olup olmaması ile birlikte değerlendirilir. Gelişmekte olan bebekte olabilecek nöral tüp defekti (Fetusun omurgasında açıklık bulunma durumu) ve bazı kromozomal anormalliklerle (Down sendromu ve trizomi 18) karşılaşılma riski hesaplanır.
Üçlü test bir tanı testi değildir. Testin amacı bebek ve anne açısından riskli yöntemleri kullanmadan bebekte olabilecek anomali riskini saptamaktır. Eğer test sonucunda risk belirli bir düzeyin üzerinde çıkarsa (genel olarak 1/270 den fazla olması) daha ileri testler (Amniosentez, kordosentez) yapılarak kesin tanı konmaktadır. Test bozuk çıktığı zaman ilk yapılması gereken şey gebelik haftasının doğru hesaplanıp hesaplanmadığının kontrol edilmesidir. Sonra herhangi bir kanama varlığına bakılmalıdır. Nöral tüp defektleri doğumda görülen anomaliler arasında ilk sıraları almaktadır. Bunlardan biri bebeğin beyin dokusunun tam gelişememesidir ve bebek açısından ölümcüldür (Anensefali). Bir diğeri ise omurilikle ilgilidir. Omurilik gelişirken onu çevreleyen omurga kemiklerinin tam kapanmaması sonucu omurilik dokusu bebeğin sırtındaki bir yarıktan dışarıya çıkar; bu duruma spina bifida denir (NTD=Nöral tüp defekti). Dış etkenlere çok hassas olan bu sinir dokusu zamanla zedelenir ve bebek belli bir seviyenin altında sinirsel fonksiyonlarını yapamaz. Bacaklar felçli olur, idrarını tutamaz. Aynı zamanda açıkta kalan bu yaradan enfeksiyon kapar. Sonuç olarak bebek açısından ölümcül olabilecek bir doğumsal anomalidir. Bu anomalilerde açıkta kalan dokudan alfa feto protein amniyon sıvısına, buradan da anne kanına geçer. Fetustan anneye olan kanamalarda AFP düzeylerinde artışlar izlenir. Test sonuçlarında normal gebelerden daha yüksek miktarlarda AFP saptanır. Spina bifidalı gebeliklerin % 85'i bu test ile yakalanabilmektedir. Ancak test yapılan gebelerin %3-4'ünde her şey normal olmasına rağmen yüksek sonuç verebilmektedir. Bu nedenle tek başına test sonuçlarıyla tanı konmamaktadır. Üçlü testte AFP yüksek ise ayrıntılı ultrason ile beyin dokusu ve omurgalar değerlendirilir. Ultrason ile saptanamayan bir durum varlığında amniyosentez yapılarak amniyotik sıvıdaki AFP miktarı ölçülerek kesin tanı konur. Ayrıca amniyon sıvısındaki asetilkolin esteraz enziminin miktarına da bakılabilir. Üçlü test ile diğer bazı anomalileri de saptamak mümkündür. Bebeğin karın duvarı anomalilerinde (gastroşizis, omfalosel), kistik higroma, teratomlar, böbrek anomalilerinde de AFP değerleri yüksek çıkabilir. Bu nedenle üçlü testte artmış risk saptanan gebelere amniyosentez yapmadan önce tüm bu anomaliler açısından ayrıntılı ultrasonografik değerlendirme yapılmalıdır. AFP değeri yüksek fakat amniyosentezde ve ayrıntılı ultrasonografide anomali saptanmayan gebeliklerde, bebeğin büyüme ve gelişmesinin daha yakın takip edilmesi önerilmektedir. İleriki haftalarda gelişme geriliği, preeklampsi, plasenta hastalıklarıyla karşılaşma riski artar. Anne kanında yapılan üçlü test ile Down Sendromu ile birlikte trizomi 18 riski de hesaplanabilmektedir. Doğumda görülen sayısal kromozom anomalilerinin başında Down sendromu gelmektedir. Down sendromlu bebekte normalde 2 tane olması gereken 21. kromozom 3 tanedir. Yaklaşık olarak 800 doğumda bir görülür. Tedavisi olmayan bu kromozom anomalisinde fiziksel ve zeka geriliği olan bebekler söz konusudur. Bu testle Down sendromlu bebeklerin %60'ı yakalanabilmektedir. Down sendromu riski yüksek çıkmış gebeliklerde kesin tanıyı koyabilmek için genetik amaçlı amniyosentez yapılması gereklidir.  Trisomy 21 (Down Sendromu) hastasının kromozom ve yüz görünümleri Unutulmaması gereken en önemli nokta üçlü test sonucunda yüksek risk saptanması bebekte kesinlikle problem olduğunu göstermediği gibi riskin az hatta çok düşük çıkması da bebeğin sağlıklı olduğunu garanti etmez. DÖRTLÜ TEST İnhibin A’nın üçlü testle beraber kullanılmasıyla ortaya çıkmıştır. Üçlü test ile aynı amaç için kullanılırken güvenilirliği daha yüksektir. Dezavantajı ise sadece belli merkezlerde yapılıyor olması ve ikili test kadar Down Sendromunu yakalayamamasıdır.
|