|
Yıllar önce...
Yıllar önce…
Küçük kasvetli bir
odadayız. Yan yana konmuş iki çirkin yataktan birinde yatan çocuk, dışarıda
bağrışan arkadaşlarını kıskanarak dinliyordu.
Burası yatılı bir
okulun reviridir. Pek sevimli bir yer olmasa da hasta çocuk en az iki gününü
daha bu odada geçirmek zorundadır. Yapacak fazla bir şeyi yok. Hasta olmadan
önce düşünseydi.
Odanın yavaşça
açılan kapısından içeriye hasta çocuğun bir arkadaşı girdi. Yatağın
kenarına ilişen arkadaşı “Bir isteğin var mı?” diye sordu. Çocuk,
hasta huysuzluğu ile yatılı okulda olabilecek en zor şeyi bulmaya çalıştı.
“Ben dedi, pastırma istiyorum.”
Arkadaşı
“Peki.”dedi ve geldiği gibi yavaşça gitti. Hasta çocuk ise keyifli bir şekilde
yatağa uzanmıştı. O hasta yatarken sapasağlam gezen arkadaşından
intikamını almıştı. Artık iyi bir uykuyu hak etmişti.
Birkaç saat sonra
hasta çocuk odayı dolduran koku ile uyandı. Yastığının yanında küçük bir
paket duruyordu. Merakla açtı küçük paketi hasta çocuk. Paketin içinde bir
parça pastırma vardı.
O an anladı ki
hasta çocuk, odadaki koku; sevginin, dostluğun, arkadaşlığın
kokusudur.
O günden bugüne
hayatımda bir daha o kadar tatlı pastırma yemek nasip olmadı. Sevgili Doktorumuz
Ali Sami GÜRBÜZ’e bir kez daha teşekkür ediyorum. Hastaları iyileştireceği
Atatürk Sağlık Meslek Lisesi’nde okuduğumuz yıllarda belli imiş. 14 Ocak
2004
Avukat
Mustafa
AÇIKEL
|